Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda konuştu. Gazze’deki durumu ‘ahlaki ve varoluşsal kriz’ olarak niteledi, uluslararası sisteme eleştiri getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Nisan 2026 tarihinde Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 Açılış Töreni’nde katılımcılara hitap etti. Erdoğan, forumun kısa sürede küresel aklın ve vicdanın ortak kürsüsü haline geldiğini belirtti. Konuşmasında Gazze’deki durumu ‘ahlaki ve varoluşsal bir kriz’ olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı, uluslararası sistemdeki mevcut sorunlara dikkat çekti.
Erdoğan, tarihin, kültürün ve diplomasinin şehri olarak tanımladığı Antalya’da misafirleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hafta içinde Kahramanmaraş’ta yaşanan olay nedeniyle geçmiş olsun dileklerini iletti. Bu yıl beşincisi düzenlenen forumun, gerek katılım gerekse içerik bakımından küresel bir marka haline geldiğini vurguladı. Organizasyonda emeği geçen Dışişleri Bakanlığına ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Antalya Diplomasi Forumu’nu sadece diplomatik temasların ötesinde bir akıl platformu olarak gördüğünü ifade etti. Dünyanın gidişatı, insanlığın buluşabileceği değerler ve yeni etkileşim alanları üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir zemin olarak tanımladı. Günümüzde diplomasinin sorunların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkarak, insanlığın ortak geleceğinin ilkeler bağlamında şekillendiği bir zemini temsil ettiğini belirtti.
Erdoğan, beş yıl önce belirlenen hedeflere ulaşıldığını ve ADF’nin küresel aklın, global vicdanın ve geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline geldiğini söyledi. ‘Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek’ teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların forumun bu özgün yönünü daha da belirgin kılacağını düşündüğünü aktardı.
Erdoğan, uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıların sadece güç dengelerindeki değişimle açıklanamayacağını vurguladı. Dünyanın güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı yaşadığını, ciddi ve tehlikeli bir eşikte olunduğunu belirtti. Kural temelli olduğu iddia edilen sistemin, kuralların ihlal edildiği yerde sessiz kaldığını, insan haklarını korumakla görevli mekanizmaların ise en ağır saldırılar karşısında etkisiz ve kayıtsız kaldığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı, esas sorunun seçici adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerler olduğunu söyledi. Gazze’de yaşananların yalnızca bir insani trajedi değil, mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça gösteren bir soykırım olduğunu dile getirdi. 7 Ekim sonrası Gazze’de 73 binden fazla Filistinlinin can verdiğini, 21 bini aşkın çocuğun hayatını kaybettiğini, 58 binden fazla çocuğun öksüz ve yetim kaldığını açıkladı. Erdoğan, ateşkes sürecine rağmen 754 Filistinlinin şehit olduğunu, 2100 kişinin yaralandığını ekledi.
Erdoğan, bir sistemin masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu hedef alınmasını engelleyemiyorsa, kurumların ve kuralların zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bunun yapısal bir çürüme olduğunu savundu. ‘Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdıkları temsil açığı kapatılmadan, ne sistem krizinin çözülebileceğini ne de daha adil bir dünyanın inşa edilebileceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 gün süren savaşın son örneği olan çatışmalarda Pakistan Başbakanı Şerif’in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyduğunu belirtti. Ateşkesin kalıcı barışın tesisi için etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarını aktardı. Anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Barışa giden en kestirme yolun yapıcı diyalog ve diplomasi olduğunu dile getiren Erdoğan, tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmelerinin sonuç alınmasında büyük önem taşıdığını söyledi. İsrail’in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunması gerektiğini kaydetti. Hürmüz Geçidi konusunda Türkiye’nin tavrının net olduğunu, seyrüsefer serbestisinin temini ve ticari gemilere açık tutulmasının esas olduğunu belirtti.
Ukrayna’daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancını koruduğunu söyledi. Türkiye’nin, tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazır olduğunu aktardı.
Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesinin bölgemiz için hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Şara’nın liderliğinde kat edilen mesafeden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Balkan vizyonunda barış, istikrar ve refahın öncelik olmaya devam ettiğini, ‘Balkan Barış Platformu’ndan umutlu olduklarını söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı’nı her geçen gün güçlendirdiklerini, bu yıl düzenlenecek 13. Türk Dünyası Zirvesi’nde dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacaklarını aktardı.
Azerbaycan ile eş güdüm içerisinde Ermenistan’la normalleşme sürecini adım adım ilerlettiklerini belirten Erdoğan, Hazar geçişli ‘Doğu-Batı Orta Koridor’ girişimine de güçlü desteklerinin sürdüğünü kaydetti. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı, Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiklerini ifade etti. Kıbrıs Türkünün dirayetli tutumunun adada iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini tüm dünyaya kanıtladığını söyledi. Yunanistan’la tesis edilen olumlu atmosferin, ikili meselelerin çözümü yanında Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunması gerektiğini belirtti.
Libya’da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabaların devam ettiğini, Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle desteklediklerini ifade etti. Sudan’da devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanında olduklarını, Somali’nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteklerinin ise baki olduğunu söyledi. NATO’nun önde gelen ülkelerinden biri olarak 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını, ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit ettiklerini aktardı.
Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedeflerini koruduklarını ve Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını beklediklerini belirtti. Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP 31) Antalya’da ev sahipliği yapacaklarını ve ‘Sıfır Atık’ hareketinin yaygınlaştırılması gibi politikaları öne çıkaracaklarını kaydetti. Tarih boyunca barış, istikrar ve adaletin sadece güçle değil, aynı zamanda dayanışma ile sağlandığını vurgulayan Erdoğan, savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap