Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, aşırı tuz tüketiminin kalp, böbrek ve karaciğer sağlığı için risk oluşturduğunu belirtti. DSÖ’nün önerdiği 5 gramlık günlük sınırı aşmamak gerektiğini vurguladı.
Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıklarının yanı sıra karaciğer sağlığı için de ciddi riskler taşıdığını belirtti. Günlük beslenmede farkında olmadan alınan tuz miktarının azaltılmasının, kronik hastalıklardan korunmada önemli bir adım olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günlük tuz tüketimini 5 gramın altında tutmayı önermektedir. Bu öneri, yemeklere eklenen tuzun yanı sıra ekmek, peynir, zeytin, şarküteri ürünleri ve hazır gıdalarla alınan tuzu da kapsamaktadır.
Sodyum, vücudun sıvı dengesini düzenlerken, aşırı alımı sıvı tutulmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olmaktadır. Yüksek tansiyon, kalp krizi ve inme gibi kalp-damar hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Kronik hastalıklar genellikle tek bir nedene bağlı gelişmese de beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve genetik yatkınlık gibi faktörler rol oynamaktadır. Bu nedenle tuz tüketimini azaltmak, koruyucu yaşam tarzının önemli bir parçasıdır.
Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, böbreklerin vücuttaki su ve elektrolit dengesini koruyarak fazla sodyumu attığını belirtti. Yüksek tuz tüketiminin kan basıncını yükseltip böbrekler üzerindeki yükü artırabileceğini söyledi. Hipertansiyon ile böbrek hastalıkları arasındaki ilişki, zamanla böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Kronik böbrek hastalığı olan bireylerin tuz tüketimini kontrol altında tutması önem taşırken, kısıtlama düzeyi hastanın durumuna göre belirlenmelidir.
Yağlı karaciğer denildiğinde genellikle obezite ve insülin direnci akla gelse de, normal kilodaki kişilerde de bu hastalık gelişebilmektedir. Duke-NUS Tıp Fakültesi ve University College London’ın 2026’da yayımladığı bir çalışma, yüksek tuz içeren diyetin obez olmayan farelerde karaciğer metabolizmasını değiştirebildiğini ve iltihaplanma ile fibrozis tetikleyebildiğini gösterdi. Hayvanlar üzerindeki bu çalışma, insanlarda da benzer mekanizmaların rol oynayabileceğine işaret etse de ek araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Tuz tüketimini azaltmak isteyenlerin yalnızca yemeklere ekledikleri tuza değil, hazır ve işlenmiş gıdalara da odaklanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, ekmek, peynir, zeytin, turşu, şarküteri ürünleri, hazır çorbalar ve sosların tuz alımını artırdığını ifade etti. Tuz tüketimini azaltmak için yemeklere eklenen tuzu kademeli düşürmek, masada tuzluk bulundurmamak, paketli ürünlerin tuz ve sodyum oranlarını karşılaştırmak ve baharatlarla lezzetlendirmek önerilmektedir.
Kaya tuzu, deniz tuzu ve Himalaya tuzunun da temel bileşeninin sodyum klorür olduğunu hatırlatan Hacıosman, tuz çeşidini değiştirmenin aşırı sodyum riskini ortadan kaldırmadığını belirtti. Potasyum içeren düşük sodyumlu alternatiflerin bazı kişiler için uygun olabileceğini ancak böbrek hastalarının ve belirli ilaçları kullananların hekim önerisiyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. İyotlu tuz tercihinin iyot alımı açısından önem taşıdığını ekledi.
Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, kronik hastalıkların önlenmesinde tek bir besin veya alışkanlığa odaklanmak yerine genel yaşam tarzının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı vücut ağırlığı, sigara kullanmama ve kan basıncı, kan şekeri, kolesterol düzeylerinin takibi bu yaklaşımın temel bileşenleridir. Kronik hastalığı olanların ilaçlarını düzenli kullanması ve hekim kontrollerini aksatmaması gerektiğini söyleyen Hacıosman, tuz tüketimini azaltmanın bu önlemleri tamamlayan önemli bir adım olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap